Destan Nedir TDV? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme
Her sabah işe giderken, İstanbul’un kalabalık caddelerinde, hem sokakta hem de toplu taşımada farklı hayat kesitlerine şahit oluyorum. O anların içinde, binlerce insanın farklı kimliklerle, farklı hikayelerle aynı alanı paylaştığını düşünüyorum. Şimdi, bu yazıda, “Destan nedir TDV?” sorusunu sadece klasik anlamda tanımlamakla kalmayacak, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından da sorgulayacağım. Sonuçta, bir destanın ne olduğuna bakarken, aslında toplumun neyi kutsadığını, neyi yücelttiğini ve neyi görmezden geldiğini de analiz etmemiz gerekiyor.
Destan Nedir TDV? Klasik Anlamıyla Tanım
Türk Dil Kurumu (TDV) tarafından yapılan tanıma göre, destan; genellikle halk arasında anlatılan, tarihi, kahramanlık ve büyük mücadeleleri konu alan, epik nitelikli uzun hikayelerdir. Destanlar, bir toplumun kültürel hafızasında önemli bir yer tutar. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar pek çok farklı kültürde destanlar, toplumların kahramanlık anlayışını, kültürel değerlerini ve ideallerini yansıtır.
Peki, bir destanda anlatılan kahramanlar kimdir? Gerçekten sadece savaşa atılan, fiziksel güçle yüceltilen insanlar mı? Yoksa bazen öyküde yok sayılan ama aslında toplumun temel direği olan karakterler de vardır?
Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Destanlar
Bir sabah işyerine gitmek için toplu taşımada yerimi bulup, kafamı hafifçe pencereden dışarı uzattığımda, bir grup gencin sohbetine kulak misafiri oldum. Gencin biri, “Yahu, bu destanların çoğunda hep erkek kahramanlar var. Kadınların rolü sadece beklemek ya da özlemlerini dile getirmekle sınırlı,” dedi. Bu çok dikkatimi çekti. Gerçekten de, geleneksel destanlarda erkek kahramanlar, kahramanlık, savaş, zafer ve onurlu ölüm gibi temalar etrafında döner. Kadınlar ise genellikle arka planda kalır. Bu durumda, destanın tarihsel anlamı ve toplumsal cinsiyetle ilişkisi çok daha karmaşık bir hal alıyor.
Kadınların çoğu zaman destanlarda birer figüran gibi yer alması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne seriyor. Kadın kahramanlar genellikle sadece evin içinde, ailenin temsilcisi olarak gösterilir. Mesela, Türk mitolojisinde, Kızıl Elma gibi büyük ideallerin peşinden gitmek yerine, evde kalıp, annelik rolü üstlenen kadınlar var.
Bir gün iş çıkışı metroda, annesinin elinden tutan küçük bir kız çocuğu gördüm. Üzerinde bir tişört vardı; “Kadınlar da kahramandır” yazıyordu. Bu basit ama anlamlı tişört, aslında toplumsal cinsiyet rollerinin, geçmişten günümüze nasıl bir evrim geçirdiğinin küçük bir örneğiydi. Belki de ileride kadın kahramanlar, destanlarda erkek kahramanlar kadar yer alacak.
Çeşitlilik ve Toplumsal Değişim: Destanlarda Kimler Var?
Destanlar, genellikle tek bir kültürü ve toplumu temsil eder. Peki ya bugünün çeşitliliği? Bugün, farklı etnik kökenlerden gelen insanlar, farklı cinsel yönelimlere sahip bireyler ve farklı inançlara sahip gruplar bir arada yaşıyor. Bu noktada, “Destan nedir TDV?” sorusunun cevabı biraz daha farklılaşabilir. Eğer destanlar sadece tek bir toplumun kahramanlarını yüceltiyorsa, o zaman bu destanlar ne kadar kapsayıcı olabilir?
Bir gün, İstanbul’da bir etkinlikte karşılaştığım bir arkadaşımın söylediği şu sözler hala aklımda: “Bizim de bir destanımız olmalı, ama bu sadece bir etnik kimliği yüceltmek değil, herkesi kapsayan bir destan olmalı.” O an, toplumun çeşitliliğini nasıl yansıtabileceğimiz üzerine düşündüm. Belki de gelecekte, farklı kimliklerin ve toplulukların destanı olacak. Zaten sosyal medya sayesinde, herkesin hikayesi paylaşılıyor, her kimlik sesini duyurabiliyor. Bu da demek oluyor ki, belki bir gün, biz de kendi destanımızı yazarız, her kimlikten insan birer kahraman olur.
Sosyal Adalet ve Destanların Rolü
Toplumsal adalet meselesi, destanların aslında neler söyleyebileceğiyle de doğrudan ilişkili. Gerçekten de destanlar, sadece kahramanlıkla mı ilgilidir? Ya da toplumlar sadece güçlüyü ve kazananı mı kutlamalıdır? Eğer toplumsal adaleti destanlarda arayacak olursak, sadece fiziksel zaferleri değil, adaletin peşinden giden, hak mücadelesi veren insanları da kahraman olarak görmemiz gerekir.
Bir akşam, iş çıkışı bir kafede bir grup insanla sohbet ederken, eski bir dostumun söylediği şu cümle dikkatimi çekti: “Bize daha fazla sosyal adalet kahramanı lazım.” Bugünün destanları, belki de sadece savaşçıları değil, aynı zamanda toplumları iyileştiren, toplumsal eşitsizliği ortadan kaldırmaya çalışan bireyleri de yüceltebilir. Bu sadece idealist bir düşünce değil; toplumsal adaletin de hayatımızın her anına entegre edilmesi gerektiğini kabul ettiğimizde, gelecekte bu tür kahramanlar destanlarda yer alacak.
Sonuç: Geleceğin Destanları
Bugün, “Destan nedir TDV?” sorusunun yanıtı, geleneksel kalıplardan çıkıp, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlarla daha derin bir ilişki kuruyor. Gelecek nesillerin yazacağı destanlar, belki de günümüzde gözlemlerini yaptığımız farklı toplumsal yapıları, kimlikleri ve adalet anlayışlarını yüceltecek.
Sadece erkeklerin değil, kadınların, LGBT+ bireylerin, farklı etnik kökenlerden gelen insanların da kahraman olarak yer aldığı bir destan… Bu, belki de toplumsal adaletin, eşitliğin ve çeşitliliğin simgesi olacak. Herkesin bir kahramanlık hikayesi olacak ve belki de o zaman, toplum olarak gerçekten daha adil bir yere gelebiliriz.