Kalpte Kaç Tane Damar Vardır?
Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Kalpte kaç tane damar vardır” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Kayseri’nin soğuk akşamlarında başlayan bir hikâye
Kayseri’de kış başka bir şey. Rüzgâr, Erciyes’ten aşağı inerken sadece yüzümü değil, içimi de üşütüyor gibi geliyor. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı geceler kendimi anlamakta zorlanıyorum. Elimde defter, odanın loş ışığında yazıyorum. Dışarıda hayat devam ediyor ama benim içimde sanki herkes biraz susmuş gibi.
O gün de öyle bir gündü. Üniversiteden mezun olalı iki yıl olmuştu ama hâlâ bazı soruların peşinden koşuyordum. İnsan bazen bir soru takar kafasına ve o soru, diğer her şeyden daha gerçek olur. Benim için o soru basitti ama içimi kemiriyordu:
“Kalpte kaç tane damar vardır?”
Bunu ilk kez bir hastane koridorunda duydum.
Hastane koridorunda bir soru
Babam o gün göğsünde bir ağrı hissetmişti. Büyük bir şey olmadığını söylemişti ama yine de Kayseri Şehir Hastanesi’nin yolunu tutmuştuk. Koridorlar soğuktu. Bekleme koltukları plastikti ve zaman burada daha yavaş akıyordu sanki.
Doktorun odasına girmeden önce annem dua ediyordu. Ben ise duvarlara bakıyordum. Duvarlarda asılı kalp çizimleri, damar şemaları… Bir anda dikkatimi çeken şey, o çizimlerdeki karmaşıklıktı.
İçimden geçirdim: “Kalp bu kadar küçük bir şeyken, nasıl bu kadar çok yolu var içinde?”
Tam o sırada doktor çıktı ve babama baktı. Sonra bana döndü, sanki soruyu ben sormuşum gibi.
“Kalpte kaç tane damar vardır biliyor musun?”
Bir an sustum. Cevap vermedim. Çünkü gerçekten bilmiyordum.
Kalbin içindeki yollar
Doktor bizi odasına aldı. Babamın sonuçlarına bakarken konuşmaya başladı.
“Kalp aslında tek bir şey gibi görünür ama içinde bir şehir gibi damar ağı vardır,” dedi.
Sonra ekledi:
“En önemli damarlar koroner damarlardır. Genelde iki ana damar gibi düşünülür ama dallanarak çoğalır. Kalbi besleyen sistem aslında tek sayı ile anlatılamaz.”
O an kelimeler kafamda dolaşmaya başladı. “Tek sayı ile anlatılamaz” cümlesi içime işledi. Çünkü bazı şeyler gerçekten sayı kabul etmiyordu.
Ben o an sadece kalbi değil, kendi içimi de düşündüm. İnsan kendi kalbinde kaç tane kırılma taşıyabilir ki?
Defterime düşen ilk cümle
O gece eve döndüğümde defterimi açtım. Yazmaya başladım.
“Kalpte kaç tane damar vardır?”
Altına uzun bir çizgi çektim. Sonra durdum. Dışarıdan sessizlik geliyordu. Kayseri geceleri böyle olur; şehir uyur ama düşünceler uyanık kalır.
O an fark ettim ki ben bu soruyu tıbbi bir meraktan değil, başka bir yerden soruyorum.
Birini kaybetme korkusundan.
Bir şeyleri yetiştirememe hissinden.
Ve içimde büyüyen o garip boşluktan.
Kalp sadece bir organ değildi artık benim için. İçinde yolları olan bir şehir, kırılgan bir harita gibiydi.
Bir arkadaşın gidişi
Bu sorunun bende büyümesinin bir nedeni vardı.
Lisede en yakın arkadaşım vardı: Mert. Onunla her şeyi konuşurduk. Üniversiteye gidince farklı şehirlere dağıldık. Sonra bir gün tamamen koptuk.
Ne bir kavga, ne bir vedalaşma… Sadece sessiz bir uzaklaşma.
Bir gün Instagram’da profilini gördüm. Yeni bir hayat kurmuş gibiydi. Ben ise hâlâ eski mesajları silmeye kıyamıyordum.
O an kalbimde tuhaf bir şey hissettim. Sanki bir damar tıkanmış gibi değil de, yavaş yavaş yok olmuş gibiydi.
İşte o zaman yeniden sordum:
“Kalpte kaç tane damar vardır ve kaç tanesi kaybolursa insan hâlâ yaşar?”
İçimde büyüyen boşluk
Bazen Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken düşünüyorum. İnsanlar acele ediyor, herkes bir yere yetişiyor. Ama kimse kendi içindeki damarları saymıyor.
Ben saymaya çalışıyorum.
Bir damar özlem olabilir mi?
Bir damar pişmanlık?
Bir damar yarım kalmış cümleler?
Belki de kalpteki damarlar sadece kan taşımaz. Belki de hatıra taşır, ses taşır, suskunluk taşır.
O yüzden belki de doktorun dediği gibi sayı yoktur. Çünkü insanın içi sabit değildir.
Babamın sessizliği
Birkaç gün sonra babamın sonuçları temiz çıktı. Büyük bir sorun yoktu. Ama o gün hastanede gördüğüm yüzü unutamıyorum.
Korkmuştu.
Ve o korku bana başka bir şeyi öğretti.
İnsan, sevdiğini kaybetme ihtimalini düşündüğü anda kendi kalbinin damarlarını daha net hissediyor.
Babam eve döndüğümüzde çok konuşmadı. Sadece çay içti. Ben de yanına oturdum.
O an içimden şunu söyledim ama ses etmedim:
“Keşke kalpte kaç tane damar olduğunu bilsem de, hangisinin seni taşıdığını anlayabilsem.”
Geceyle gelen fark ediş
O gece tekrar defterimi açtım. Daha uzun yazdım.
Kayseri’nin sokak lambaları pencereye vuruyordu. Uzakta bir araba sesi, sonra yine sessizlik.
Ve ben şunu düşündüm:
Kalpte kaç tane damar vardır sorusu aslında yanlış bir soru olabilir.
Çünkü mesele sayı değil.
Mesele, o damarların içinde ne taşıdığımız.
Birini düşünmek bile kalpte yeni bir yol açıyor olabilir.
Bir kayıp, yeni bir damar oluşturuyor olabilir.
Bir gülüş, tıkanmış bir yeri açıyor olabilir.
Ben bunu geç anladım.
Hayal kırıklığı ve umut arasında
Bazen kendime kızıyorum. Neden bazı insanları bu kadar geç anlıyorum? Neden bazı cümleleri zamanında kuramıyorum?
Bu düşünceler içimi sıkıyor. Hayal kırıklığı gibi ağır bir şey bu.
Ama sonra başka bir şey geliyor: umut.
Çünkü hâlâ hissediyorum.
Hâlâ yazıyorum.
Hâlâ bir sorunun peşinden gidebiliyorum.
Kalpte kaç tane damar vardır bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var: İçimde hâlâ bitmemiş yollar var.
Son bir düşünce
Bugün yine defterimi açtım. Aynı soruyu yazdım:
“Kalpte kaç tane damar vardır?”
Bu kez altına cevap yazmadım.
Sadece şunu yazdım:
“Belki de kalp, sayılmayacak kadar çok yoldan oluşur. Ve biz o yolların içinde kayboldukça insan oluruz.”
Sezu ekibi olarak “Kalpte kaç tane damar vardır” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!