GTIP’yi Kim Belirler? Sosyal Adalet ve Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Bir İnceleme
GTIP (Gümrük Tarife Cetveli) birçok sektörde sıkça duyduğumuz bir terim, ama bu kavramı toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet çerçevesinde incelemek pek de yaygın bir yaklaşım değil. GTIP’yi kim belirler sorusu, teknik ve ekonomik bir soru gibi görünse de, aslında bu kadar basit değil. Çünkü bu kararlar, sadece birkaç bürokratın veya uzman kişinin işine yönelik değil; aynı zamanda toplumsal yapıları ve adaletsizlikleri şekillendiren bir güç mücadelesinin de parçası. Hadi, biraz daha derinlemesine bakalım ve bu meseleye günlük yaşamımızdan örneklerle yaklaşalım.
GTIP Nedir ve Kim Tarafından Belirlenir?
GTIP, Türkiye’de ve dünya genelinde ticaretin düzenlenmesinde kritik bir rol oynayan bir sistemdir. Gümrük Tarife Cetveli, ithalat ve ihracat işlemlerinde ürünlerin sınıflandırılması ve vergilendirilmesi için kullanılır. Bu sistemin belirlenmesinde devletin, ekonomik stratejilerin ve küresel ticaretin büyük etkisi vardır. Yani, bu sorunun cevabı net gibi görünüyor: GTIP, ilgili devletler, gümrük idareleri ve ticaret bakanlıkları tarafından belirlenir. Ancak, bu belirleme süreci, aslında yalnızca bürokratik bir işlemden ibaret değildir. Çünkü bu tür ekonomik kararlar, toplumsal yapılar, cinsiyet rolleri ve farklı grupların nasıl etkilendiği konusunda da derinlemesine bir incelemeyi gerektiriyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Ekonomik Politikaların Şekillendirilmesi
Toplumsal cinsiyet perspektifinden bakıldığında, GTIP’nin belirlenme süreci, kadınlar ve erkekler arasındaki ekonomik eşitsizlikleri doğrudan etkileyebilir. Mesela, sokakta yürürken ya da toplu taşımada, farklı ürünlerin vergilendirilmesi ve ticaretindeki düzenlemelerin, toplumsal cinsiyetle bağlantısını hiç düşündünüz mü? Kadınların genellikle daha düşük ücretlerle çalıştığı ve çoğu sektörde karar alma mekanizmalarına katılımda zorluk yaşadığı bir gerçek. GTIP’yi belirleyen kararlar, kadınların iş gücündeki temsili ve onların ekonomiye katkılarıyla da doğrudan ilişkili.
Bir diğer örnek ise, kadınların üretim süreçlerinde genellikle daha fazla “görünmeyen” iş gücü harcadığı sektörlerdeki eşitsizlikler. Tarımda ya da tekstil sektöründe, kadın iş gücünün önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Ancak bu sektörlerdeki ürünler çoğu zaman daha düşük vergi oranları ile karşılaşırken, kadın iş gücünün hakları göz ardı ediliyor. GTIP’teki düzenlemeler, iş gücünün cinsiyetine dayalı eşitsizliği de bir nebze pekiştirebiliyor. Örneğin, kadınların ürettiği bazı ürünler, erkeklerin ürettiği benzer ürünlerden daha düşük vergilere tabi tutulabiliyor. Bu da aslında bir tür yapısal eşitsizliği besliyor.
Çeşitlilik ve GTIP: Kimler Etkileniyor?
Şimdi, bir başka açıdan bakalım: Çeşitlilik meselesi. GTIP’nin nasıl belirlendiği, farklı etnik gruplar, kültürel arka planlar ve toplumsal sınıflar açısından farklı sonuçlar doğuruyor. Örneğin, daha düşük gelirli grupların, ithal edilen ürünlere erişimi genellikle daha zor oluyor. Üst sınıflar için vergi indirimleri ya da belirli ürünlerde kolaylıklar sağlanırken, alt sınıflar çoğu zaman daha fazla yükle karşı karşıya kalıyor. Sadece lüks tüketim malları değil, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları da doğrudan GTIP düzenlemeleriyle ilişkilidir.
Bununla birlikte, dünya genelinde farklı ülkelerde farklı grupların ticaret politikalarından nasıl etkilendiği de önemli bir konu. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, GTIP düzenlemeleri sıklıkla yerel iş gücünü ve kadınları daha fazla etkileyebiliyor. Türkiye’nin gümrük vergisi düzenlemeleri de, bu durumu bazen pekiştirebiliyor. Örneğin, yerel üretimin teşvik edilmesi gerektiği durumlarda, ithal edilen ürünlere yüksek gümrük vergileri konulması, bazı grupların ekonomik olarak daralmasına neden olabiliyor. Ancak bu durumu kimin nasıl kullanacağı, sadece devlet politikalarıyla değil, toplumsal yapılarla da bağlantılı.
Benim Gözlemlerim: Sokakta ve İşyerinde Farklı Etkiler
İstanbul’un caddelerinde yürürken, toplumsal cinsiyet ve sınıf farklarının nasıl GTIP düzenlemeleriyle şekillendiğini görmek mümkün. Örneğin, bir semtte, daha çok düşük gelirli kadınların çalıştığı bir pazar yerinde, ithal edilen ürünlerin fiyatlarının yüksek olduğunu görebilirsiniz. Bu tür yerlerde, GTIP düzenlemeleri, kadınların alım gücünü daha fazla etkiliyor. Yüksek gümrük vergileri, bu kesimlerin ihtiyaç duyduğu ürünlere ulaşımını kısıtlıyor. Aynı zamanda, sokakta satılan bazı el yapımı ürünler ya da yerel üretim malları, dışarıdan gelen ithal ürünlere göre daha pahalı olabiliyor. Kadınların bu malzemelere erişimi de, bu ekonomik dengesizlikten etkileniyor. Ürünler dışarıdan geldiğinde, fiyatlar da daha erişilebilir oluyor. Ancak bu durum, kadınların kendi işlerinde daha az kazanmalarına neden oluyor.
Sonuç: GTIP ve Toplumsal Eşitsizliklerin Derinleşmesi
GTIP’nin kim tarafından belirlendiği sorusu, aslında yalnızca ticaretin düzenlenmesiyle ilgili bir soru değil. Bu düzenlemeler, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini, sınıf farklılıklarını ve ekonomik adaletsizlikleri derinleştiren bir güç meselesi haline gelebilir. Kadınların, azınlıkların ve düşük gelirli grupların bu düzenlemelerden nasıl etkilendiği, toplumsal yapıyı ve sosyal adalet anlayışını da yeniden şekillendiriyor. Günlük hayatımızda, sokakta, işyerinde ya da alışveriş yaparken karşılaştığımız ekonomik eşitsizlikler, aslında bu kararların sonuçlarıdır. Ve bu eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, sadece bir ekonomi meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
GTIP’i kim belirler sorusu, teknik bir soru gibi görünse de, sosyal yapılarla ve toplumsal eşitsizliklerle doğrudan ilişkilidir. Bu düzenlemelerin adil bir şekilde yapılabilmesi, sadece ekonomik refahı değil, sosyal adaleti de beraberinde getirebilir. Belki de en önemli soru şu: Bu düzenlemeleri kimlerin, hangi gözlükle yaptığı, toplumsal yapıyı nasıl şekillendiriyor?
Bu yazı, GTIP’yi belirleme sürecinin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle olan bağlantılarını vurguluyor. Aynı zamanda, günlük yaşamdan örneklerle, farklı grupların bu düzenlemelerden nasıl etkilendiğini anlatıyor.